17 Ağustos 2008 Pazar

...1999...

17 ağustos bugün. benim için çok fazla şey ifade etmiyor. miniciktim o zaman, ve hatırlıyorum. ailemle birlikte minik bir otelde tatil yapıyorduk. havuza atlayıp duruyordum ve havuzun yanında küçük bir bar vardı. ve tepede asılı küçük bir televizyon. herkes o televizyonun başına toplanmıştı. kimileri sessizce ağlıyordu, kimileri tatilini yarıda kesmeye karar vermişti bile. benim ailem gibi. o zaman ne çok kızmıştım, kırk yılda bir tatile çıkıyorduk ve üç gün olmadan eve dönüyorduk. neydi bu kadar önemli olan, altı üstü bir depremdi. çocuk aklıydı işte.
oysa benim yaşımda çocukların o sırada göçük altında patlayan borulardan damlayan suyla, başından akan kanlarla, çok yakınında ölen yakınlarını belki görerek, belki çığlıklarını duyarak, belki hissederek, yaşama tutunmaya çalıştığını bilmiyordum o sırada. eve döndüğümde biraz daha farkına varmaya başladım olayın büyüklüğünün sanırım. haberlerden duyduğum o "sesimi duyan var mı" cümlesi ile de yüreğime kazındı ölen, sevdiklerini kaybeden, sakat kalan binlerce insanın sesi. şimdiyse geriye kalan ne onlardan? birkaç anma töreni. söylenen birkaç klişe sözcük. ve söylenen sözlerden sonra yaşadıkları çürük çarık evlerine dönen insanlar. benim için çok fazla bir şey ifade etmiyor, ama zaten etmesi gereken kişi ben değilim. insan olduğum için üzülebilirim yalnızca. çünkü elimden gelen bu yalnızca. yazmak... asıl "bir şey" ifade etmesi gereken kişilere ise, sanırım benden çok daha az şeyler anlatıyor ki, hala insanlar korku içinde yaşıyor... ve bu yüzden, utanıyorum. insan olmaktan ve bazen ötesinden bile...

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails