16 Eylül 2010 Perşembe

saçmalayan bir deliden sevgilerle.

bu blogu yazmaya başlayalı nerdeyse iki buçuk sene olmuş. zaman zaman ruhsal sıkıntılarımı, bunalımlarımı, zaman zaman güncel konular hakkındaki yorumlarımı, zaman zaman da içimden ne geliyorsa tamamen onları yazdım buraya. bu blog hakkında çoğu zaman karamsarlığa düştüm ve yazmaktan vazgeçtim. daha sonra içim dolup dolup taştıkça yine bir yerlere yazma ihtiyacı hissettim ve kimsenin okumadığını bilsem bile yazmaya devam ettim. çünkü kimi bloglar biliyordum, görüyordum, benim anlatmak istediğim şeyleri benden kat kat daha anlaşılır ve okunaklı bir şekilde, muhteşem bir anlatımla yazmış oluyordu. ve o zamanlar ben neden yazıyorum diye düşünmedim desem yalan olur. çünkü dedğim gibi biliyordum ki beni okuyan topu topu 15-20 kişi vardı. ve utanarak ve üzülerek söylüyorum ki en yakınım dediğim kişiler, can dostlarım, arkadaşlarım bile benim yazdıklarımdan bihaberdi. mesela yazdığım şeylere yorum aldığım çok nadir oluyordu. benim gibi kendi halinde yazı yazan insanların ise, o bahsettiğim ünlü ve müthiş blogların aksine, genelde okuyanları arkadaş ve aile çevresi olur, bunu biliyorum ve dediğim gibi bende nerdeyse o bile yok. genelde google'dan bi kelime filan arayıp ulaşanlar var ve onlar da blogumda çok "kısa" süre geçiriyorlar, google'ın analytics'ine göre. tamam, hep derim, kendimi biliyorum, öyle çok sosyal bir insan değilim. facebook'ta ya da twitter'de arkadaş listemde ekli olanların çoğuyla da irtibatımı koparalı çok oldu. olabilir. ama yine de merak edip bir tıklanmayı bekliyorum elbette. belki de tıklıyorlar ve onlar bile beğenmiyorlar yazdıklarımı, bilemiyorum. ama dediğim gibi sonuç olarak, çok fazla okuyanım yok.

şimdi neden böyle karamsar bir yazı yazdığımı düşünebilirsiniz siz "okurlarım". aslında amacım bundan şikayet etmek de değildi. evet dediğim gibi bazen üzülüyorum buna, ama çoğu zaman da içimi dökmeme vesile olduğu için blogumu yine de çok seviyorum. gelelim bu yazının sebebine. bu blogu açtığımda ismi ne olsun diye pek düşünmedim açıkçası. aklıma ilk gelen şeyi yazdım: deli&saçma. çünkü yazacaklarım bir delinin saçmalarından ibaret olacaktı. ama zaman ilerledikçe, ben değiştikçe blogun içeriği de değişti. dediğim gibi "saçmalamalarımdan" başka farklı konular da yazmaya başladım. o sebeple de şimdi blogumun adını değiştirmek istiyorum. daha orijinal ve ileride yapacağım meslekle -ki o adli-fizik-biyolojik antropoloji oluyor- daha alakalı, kendimle daha alakalı birşey yapmak istiyorum blogumun adını. ve biraz önce uzun uzadıya bahsettiğim şeylerden dolayı çok fazla yorum ya da öneri almayacağımı biliyorum. ama yine de sizden, sürekli okuyucum olan o 5-6 kişiden bahsediyorum, azıcık benim için kafa yormanızı ve düşünmenizi rica ediyorum. tekrar bugüne kadar beni okumuş ve okumaya devam eden kişilere çok teşekkür ediyorum. hatta onlardan bi kaçının özellikle kendilerini de söylemek istiyorum, bana destek olduğunuz için çok teşekkür ederim: annem, babam, ayten -afife- teyzeciğim, çiçek abbas arkadaşım ve sevgilim.
ay lav hepinis.
photo :thanx to modite@flickr

11 yorum:

emir hasan mehekli dedi ki...

Bir kere ben senin yazılarını hep okurum ve hep yeni yazısını ne zaman yazacak diye beklerim. Yazmaya devam...Kimse okumazsa ben okurum kızımın yazılarını)))9

elfcan dedi ki...

biliyorum zaten =)) mucuks! isim de düşünmeyi unutma ama oricinıl bişiy olsun :D

emir hasan mehekli dedi ki...

ünilinealizm olsunmu

elfcan dedi ki...

yok o olmaz o inandığım bişey değil :D

sitem dedi ki...

"Kimse okumazsa ben okurum kızımın yazılarını)))" bunu protesto ediyorum önceliklee,bende okurumm:))))ve duygularını bu kadar güzel ifade edebildiğin içinde,her zaman sözel olmasa bile içimden hep kutlarım seni:)))

elfcan dedi ki...

heheh teşekkür ederim aney =) isim düşün sen de.

Adsız dedi ki...

antropolokum olsun dicem ama pek orijinal olmadığının farkındayım :)

bence isim değişikliği çok da gerekli değil yav, mesleki paylaşımlar yapıyorsun diye blog adının da öyle olması zorunluluğu yok ki. sen burda yazmaya devam et bence, yorma hiç kendini. sevmem ben çok değişiklikleri

çiçek abbas :)

Yalçın dedi ki...

Öncelikle hernekadar yorum yazmasam da yazılarını severek okuyorum email adresime yeni yazı uyarısı geldikçe ;-)

Blog adı değişikliğine gelince ise, bence bu blogunun adını değiştireceğine bunu aynı şekilde devam ettirip yeni bir blog açabilirsin bölümünle ilgili yazıların için.

Blog adı önerisi olarak da içeriğin tam olarak ne olacağını bilemediğim için tavsiyede bulunamıyorum ama sonuçta içeriği iyi olduktan sonra adı çok da önemli değil =)

Yazıların için tekrardan teşekkürler. Aradabir de olsa devamının gelmesini bekliyoruz ;-)

elfcan dedi ki...

öncelikle çiçek abbas ve yalçın bey çok teşekkür ederim ikinize de =)
antropolokum'u biz de düşündük de çok mu çalıntı gibi olur dedik :D yalçın bey, aslında onu ben de düşündüm ayrı bir blog açmayı ama şöyle bir durum var, yazılarımın konu yelpazesi çok geniş ve mesela ayda 3-4 tane yazı yazıyorum zaten. onları da iki bloga bölmek istemedim. o yüzden hem böyle genele hitap edebilecek, enteresan, orijinal hem de mesleki bir isim kombinasyonu olsun istedim antropolokum gibi :D ya ben de değişikliklerden çok hoşlanmam ama böyle bişeyin zamanı geldi gibi hissediyorum. çünkü deli saçma benim yazdıklarım için biraz yetersiz kalıyor gibi. belki şimdi daha erken gibi ama gelecek seneden itibaren muhtemelen daha mesleki içerikli yazmaya başlıycam. neyse bakalım biraz düşünme süresi veriyorum kendime zaten. hemen değiştirmiycem =)

Ben deniz... dedi ki...

ben de adının degismesini istemeyenlerdenim. bu guzel yahu, elleşme de diyorum hatta(:

elfcan dedi ki...

hehe hadi yaa =)) ya ben bu biyolokum'u çok kıskanıyorum da ayıptır söylemesi, ismini yani =)) ondan ben de oricınıl bişey olsun istemiştim ama yorumlardan dolayı uzunca bi süre değiştirmiycem sanırım =) en azından yazıların içerikleri ağırlıklı olarak mesleki olana kadar böyle kalsın bari =)

Related Posts with Thumbnails