merhabalar. öncelikle gecikme için özür dilerim, meraklılarından. bir kaç gün üstüste önce xaph sonra ben grip olduk ve bi süre dinlenerek geçirdik. o sebeple oldu bu gecikme. zaten 3. kısımdan sonraki bölümleri daha az ayrıntılı incelemiştim, konum daha çok çerçeveler üzerine ağırlıklı olduğu için. ama yine de güzel ve öz bir özet çıkardığımı düşünüyorum. evet, buyrunuz:
4. Sexual Politics, Torture and Secular Time (Cinsel Politikalar, İşkence ve Laik Zamanlar)
 |
| "müslüman ve lezbiyen ve mutlu!" |
Öncelikle söylemeliyiz ki, cinsel politikalar ve feminizm, Avrupa devletleri tarafından İslam'a ve Müslümanlara karşı gerçekleştirilen devlet destekli karşı çıkış için bir araç olarak kullanılmaktadır. Yani, bunu şu şekilde yaparlar, moderniteyi cinsel özgürlük ile tanımlarlar, bu da demek olur ki, cinsel özgürlüğün olmadığı yerde modernlik de olamaz, ki İslam'a ve İslam'ın ileri gelenlerine göre de eşcinsellik gibi bir seçenek gözönünde bile bulundurulamayacağına göre, Avrupa devletlerine göre İslam'a göre yaşayanların modern olmalarının da imkanı yoktur, "eski kafalı ve geri kalmış" toplumlardır. Örneğin hani hepimizin özgürlüklerin ülkesi olarak bildiği Hollanda'da, oraya göçmen olarak yerleşmek isteyen insanlara uygulanan bir test vardır ve bu testte iki erkek öpüşürken gösterilir ve karşıdakinin bu resim hakkında ne hissettiği sorulur. Bu test aslında yüzeysel bir bakışla bakıldığında özgürlüğü savunan ve özgürlüklere "zeval gelmesin" diye uygulanan bir test gibi gözükebilir ama aslında daha derin bakacak olursak Avrupa'yı "beyaz", "temiz" ve "laik" tutmak için kullanılan gücün bir aracıdır. Bu durumda aslında sözde batı hoşgörüsü, sözde doğu hoşgörüsüzlüğünü dışlamak, dışarıda tutmak ve yoketmek için ve hatta yeri geldiğinde ona karşı şiddete başvurmayı rasyonalize etmek için kullanılmıştır. Oysa ki öyle bir genelleme yapmak mümkün değildir, ne batı olduğu gibi herşeye karşı hoşgörülüdür ne de doğu olduğu gibi herşeye karşı hoşgörüsüzdür (temsili resimde de bunun böyle olmadığını gayet açık görüyoruz sanırım). Bu sözde "laiklik" iddiasının bir başka örneğini ise Fransa'da görmekteyiz: Fransa kendisini "çok ama çok laik" gören bir ülkedir fakat yasalarına göre homoseksüel evlilikler yasaktır, sadece bir kadın ve bir erkek evlenebilir. Yani aslında dinin, hristiyanlığın öğretisini gütmektedir. O zaman diyebiliriz ki, demek ki kendisini çoook acayip laik gören bir ülkede bile sembolik düzen dinsel kurallara göre sağlanmaktadır. Laiklik ve sözde modernliği temsil eden cinsel politikalar aslında tamamen gösterişte kalmakta, sözde özgürlük ise kendi dininden olmayanlara tahammül edememektedir. İşte Butler'ın bu bölümde anlatmaya çalıştığı kısaca buydu.
Tepe tepe okuyun, sorulara da halen açığım. Judith Butler'ın cinsel politikalar hakkında daha geniş geniş yazdığı başka kitapları da var merak edenler için: Cinsiyet Belası ve Taklit ve Toplumsal Cinsiyete Karşı Durma kitaplarını da buralardan edinebilirsiniz. İyi okumalar!
0 yorum:
Yorum Gönder