26 Mart 2011 Cumartesi

haftamın şarkısı...

aslında bu aralar yazacak o kadar çok şey var ki! dünyada olup bitenler bi tarafta, hayatımda olup bitenler diğer tarafta... tsunami felaketi, onun doğurduğu nükleer santral felaketi, "devlet büyüklerimizin" akkuyu'da yapılacak santral ısrarı, buna karşı bir çok insanla birlikte benim de içimde biriken büyük yumru, geleceğimiz hakkındaki endişelerim, doğacak çocuklarım için şimdiden duyduğum büyük korku, dünyanın doğusunda gerçekleşmeye çalışan devrimler, bunu fırsat bilen batının leş yiyiciliği (burada leş tabi ki petrol oluyor), türkiye'nin sözde ileri demokrasisi sayesinde gerçekleşen basılmamış kitabın yayınevine yapılan baskın... daha neler de neler. zaten bunlarla ilgili herkes her gün yüzlerce şey yazıyor, atıp tutuyor... bir işe yarıyor mu, bilemiyorum. işte bu yüzden de benim de atıp tutasım gelmiyor. hani aklım da almıyor doğrusu, internette gördüğüm kadarıyla herkes birşeylere tepki gösteriyor, kimse koyun değil, kimse faşist değil, herkes aktivist ama niyeyse değişen hiçbirşey yok. ben hep sosyal medyanın bir gücü olduğuna inandım. zaten buna inanmasam blog yazmayı da bırakırdım. ama nasıl, nasıl, nasıl devlet denen hayali kuruluşun temsilcileri kafalarına eseni yapabiliyorlar, bu gücü nereden kendilerinde buluyorlar? sanırım yoruldum biraz, endişe etmekten, kızmaktan, haberleri izlemenin yıpratıcılığından illallah ettim.


 hayatımda olup bitenler diyorum, başkalarının bloglarına bakınca onları da yazasım gelmiyor. sen ne yapıyorsun diyorum kendime, insanlar beş parasız bisikletle türkiyeyi geziyor, dağcılık yapıyor, mağara gezilerine gidiyor, muhteşem fotoğraflar çekiyor, hem çocuğuna bakıp hem doktora tezi yazıyor, oysa ben evden çıkıp okula gidecek gücü kendimde zor buluyorum. lisans tezini yazacak, ödevleri yapacak gücü zor buluyorum. falan filan. kendi hayatımdan şikayet etmek değil bu ama o insanlara gıpta etmiyor değilim. neyse. ben de küçük şeylerle mutlu olmaya çalışıyorum işte. bugün sevgilimin bana yaptığı süprüs gibi :) işyerinden bana armağan ettiği bu şarkıyı haftanın şarkısı yapıyor ve sizlerle paylaşıyorum.









sözlerini de yazayım tam olsun:

dans les rêves de l'enfance
dans l'élève que le maître a puni
dans la gare où commence
la première aventure de la vie
dans celui qui doute
dans celui qui croit

tu verras, tu te reconnaîtras
à chaque instant, dans chaque joie, dans chaque larme

tu verras, tu te reconnaîtras
dans cet enfant, parmi ces gens, tous comme toi

(çocukluk rüyalarında, öğretmeninin cezalandırdığı bir öğrencide, hayatın ilk macerasının başladığı bir garda, şüphelenende, inananda / göreceksin, kendini tanıyacaksın, her saniyede, her neşede, her gözyaşında / göreceksin, kendini tanıyacaksın, şu çocukta, bu insanlar arasında, hepsi senin gibiler)

dans les rêves de l'artiste
que la gloire n'a jamais couronné
dans ce monde égoïste
qui renie ce qu'il a adoré
dans ceux qui ont peur
dans ceux qui ont froid

tu verras, tu te reconnaîtras
à chaque instant, dans chaque joie, dans chaque larme

tu verras, tu te reconnaîtras
dans cet enfant, parmi ces gens, tous comme toi

(hiç zaferle taçlandırılmamış bir sanatçının düşlerinde, bugün taptığını yarın inkar eden bu bencil dünyada, korkanlarda, üşüyenlerde / göreceksin, kendini tanıyacaksın, her saniyede, her neşede, her gözyaşında / göreceksin, kendini tanıyacaksın, şu çocukta, bu insanlar arasında, hepsi senin gibiler)

tu verras, tu te reconnaîtras
dans cet amour que j'ai pour toi
oui, tu verras, tu te reconnaîtras

(göreceksin, kendini tanıyacaksın, senin için hissettiğim bu aşkımda, evet, göreceksin, kendini tanıyacaksın) 



sözlerin kaynağı: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=547058

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails