30 Mart 2011 Çarşamba

idam tartışmaları üzerine...

bu aralar 3 küçük çocuğu öldüren kişi yüzünden idam tartışmaları arttı. ben de bu yüzden bu konuda bişeyler yazmak istedim. daha doğrusu pek yazmayı düşünmüyordum ama facebook'ta çok yakın bir arkadaşımın idam ile ilgili yazdıklarını gördükten sonra ona yorum yazmak yerine bloga yazmaya karar verdim. 


idam cezasının olmasını ister miydim, ilk önce bu soruyu cevaplamakla başlayayım. eğer gerçek suçlunun yakalanacağına emin olduğum bir ülkede yaşıyor olsaydım, evet isterdim. adalet sistemine inanıyor olsaydım, evet isterdim. çünkü birisini öldürmenin geri dönüşü yok... peki kimler için isterdim? bu aslında hukukçuların karar vermesi gereken bir durum, ama suçun büyüklüğü konusu aslında çok da subjektif bir konu, ben çocuk katilleri ile çocuk tecavüzcülerinin bir de seri katillerin idam edilmesini isterdim ama  bu tabi ki sadece bana has bir düşünce. bir başkası bütün cinayet işleyenlerin idam edilmesini de isteyebilir. (sonradan gelen bir fikir: düşünce suçlularının da idam edilmesi meselesi var bir de tabi, pek akla gelmeyen ve iğrenç bir durum olan) işte bu yüzden bu mesele biraz da tartışmalı bir mesele. kimin suçunun daha büyük olacağını belirleme meselesi kimin üzerine düşüyor? bu iş üzerine eğitim almış birisinin mi, yoksa etik ile ilgili uzmanlaşmış birisinin mi? buna bir cevap bulamıyorum. ama sonuçta benim başıma benzeri bir olay gelmiş olsa evet, o kişinin ölmesini canı gönülden isterdim. ha, o kişi ölünce benim içim rahat edecek mi? vicdanım rahat edecek mi? bu sorulara cevap veremiyorum. 


idama karşı olanların da şöyle bir savı var mesela, ben de bunu anlamlandıramıyorum, diyorlar ki cinayet işleyenler, insanlara tecavüz edenler, bi sebeple toplumdan dışlanmış veya psikolojik rahatsızlıkları olan hasta insanlar. o yüzden idam bir ceza değil, onları iyileştirip topluma kazandırmak gerek. peki şuna ne diyeceksiniz, her katil, her tecavüzcü öyle sandığınız gibi toplumdan dışlanmış hasta insanlar değil ki? gayet yüksek eğitimli, düzgün yaşantılı, normal hayatı olan erkekler de karılarına tecavüz edebiliyorlar. çocuklarını döverek öldürebiliyorlar. bu savla bir yere varamayız bence. üstelik de hasta bile olsa o insanları tedavi etmek öyle çocuk oyuncağı değil ki... tedavi olduğunu, iyileştiğini sandığınız bir anda salıverirseniz, başkalarına da aynı şeyi yaparsa ne olacak? elbette bunları idamı savunmak için söylemiyorum, şimdi birisi gelse, sen söyle idam olsun mu olmasın mı, ona göre karar verilecek dese, apışıp kalırım, cevap veremem. çünkü dediğim gibi hem suçlunun gerçek suçlu olduğuna emin olamıyorum bu bir, o kişi ölünce rahatlayacak mıyım buna da emin olamıyorum bu iki. 


yüzüklerin efendisi'nde gandalf "keşke bilbo zamanında gollum'u öldürseydi" diyen frodo'ya "sen yaşamayı hakeden ölülere yaşamı verebilir misin, yaşayanlara da ölümü vermek için bu kadar acele etme" diye bi laf etmişti. çok doğru ve güzel bir laf değil mi? yukarıdaki saydığım iki maddeye üçüncü olarak da bunu ekleyebilirim sanırım. işte bu sebeplerden dolayı son ve kesin bir kanaat getiremiyorum bu konuya. ama insanların birilerini öldürmek için bu kadar çabuk gaza gelmesi, bu linç kültürü beni şaşırtmıyor değil. biraz hassas olmak lazım, bu kadar önyargılı ve kararlı olmadan önce oturup düşünmek lazım, falan filan.


neyse. bu da böyle bi düşüncemdi.

2 yorum:

Okan Akan dedi ki...

Adalet ve hukuk birbirinden ayrı kavramlar. Hukuk kurallar silsilesince belirlenmiş bir akışı öngörür. Adil olmayabilir.

Adil olanın kurumsallaşması ise daha kapsamlıdır.

Asıl sorunumuz o üç çocuğa uyguladığı vahşetle o kişinin çekeceği cezanın adil olmayacağı ön kabülünü içimizden bilmemiz. birinin çıkıp af isteyeceği, veya infaz yasasıyla o kişinin 15 yılda dışarı çıkabileceği kabusu.

Biz toplum olarak içeride yatan kişinin hak etsin etmesin, böyle vadal bi suçla erken çıkacağına veya Ahmet Şık gibi yok yere uzun süre yatacağına dair HAKLI bir paranoyaya sahibiz.

Bu paranoyayı idam dindirmez.İdam bu ülkeye uygulandığı sürece adalet getirmedi zaten, ötekini incitme aracı olarak kullanıldı.


Bugün Nedim Şener ve o sapık üzerine aynı adalet tahterevallisinde hak etti etmedi sorununa bakıyorsak eğer, ülkenin hukuk sisteminin ceza sisteminin laçkalığı konusunda hem fikir olduğumuza kani olabiliriz.

Ben insanların fikirlerini özgürce savunabildiği, işlediği cürümlerin suçunu da gerekirse ölene dek toplumdan izole yaşayarak çekeceği bir düzen istiyorum.

Bu nerede kurulu?
Bilmiyorum.
Ama bunu istiyorum.

elfcan dedi ki...

aslında hepimiz bunu istiyoruz sanırım, ama bunun olmasının çok zor, neredeyse imkansız olduğunu içten içe bildiğimiz için buna en yakın olanın idam cezası olduğunu düşünüyor ve bu yüzden onu istiyoruz.

af meselesi zaten apayrı bir saçmalık, böylesine korkutucu şeyleri yapan birisinin sokaklarda rahat rahat dolaşabileceği ve günün birinde bizi de incitebileceği düşüncesi dayanılır gibi değil. ama yazıda da söylediğim gibi idam acımızı dindirebilecek ya da gideni geri getirebilecek bir çözüm değil.

söylediğin herşeyin altına imzamı atarım, evet idam bugüne kadar ne zaman birilerinin ideolojisini uygulama aracı olarak değil adaleti uygulamak için kullanıldı ki bundan sonra kullanılsın diye düşünüyor insan. işte bu sebeplerden dolayı hemen yargılayıcı davranmadan önce biraz oturup düşünmek gerek...

Related Posts with Thumbnails