şu bölümde okuduğum 3 sene boyunca öğrendiğim en önemli şeylerden birisi, hiçbir zaman intihal yapmamamız gerektiğiydi. ödev yaparken kendimize ait olmayan bir cümlenin bile nereden alıntı olduğunu yazmak zorundaydık, çünkü bilgi üzerindeki emek parayla ölçülebilen birşey değildir, üzerinden para kazanılabilen bir emek değildir, getirisi olan değil, çoğu zaman götürüsü olan birşeydir, yazdığın bir düşünceden ötürü ömrünü hapislerde çürütmek gibi götürüler hem de... işte bu yüzden de bilgiye olan saygımızı göstererek, bilgiyi sunan kişiye olan saygımızı göstermiş olurduk. yalnız, bunun olumsuz etkileri de olmadı değil. örneğin kendi düşüncemizi söylemeyi unuttuk bir yerden sonra çalışmalarımızda. ki kendinden birşeyler katmadığın zaman da bilimsel bilgiye bir katkı yapmamış olmuyorsun ki bence. hani bir söz vardır; tam hatırlamıyorum ama şöyle birşeydi sanırım: "bir kişiden çalarsan hırsız, bir çok kişiden çalarsan akademisyen olursun!"
her neyse varacağım nokta şuydu, şu bölümde okuduğum 3 sene boyunca bana öğretilen, ne yazarsan yaz kaynak belirt, felsefesi yüzünden kendi blogumda bile istediklerimi yazamaz hale geldim yahu. ne zaman bloga birşeyler yazmak istesem, yazacaklarımı yani düşündüklerimi ilk kimler düşünmüş, kimler söylemiş belirtmek zorundaymışım gibi hissediyor ve en sonunda da, bu çok yorucu olacağı için, zaten okulda sürekli ödev yaparken bunu yaptığım için ve bir nebze de artık gına geldiği için yazmaktan vazgeçiyordum. oysa yaz gitsin di mi ama? evet, işte bundan sonra yazıcam arkadaş! medyanın nasıl bizi kontrol eden bir ideolojik aygıt olduğunu, üstelik de sonuna althusser diye belirtmeden, cumhuriyet tarihinde kadının bedeni üzerinde oynanan oyunları, birinci dalga feministlerinin bu oyunları nasıl kontekstleri içinde incelemekten aciz kalıp da bunu sadece erkeğin kadına uyguladığı bir şiddet olarak gördüğünü, cinselliğin nasıl medyadan uzaklaştırıldığını ve yavaş yavaş silindiğini, internete uygulanan sansürün aslında din ile alakası olmadığını, bunun büyük resmin içinde bir ufak parça olarak kaldığını yazacağım, evet bütün bunlardan başlayacağım yazmaya.
ama bugün söyleyeceğim tek şey şu olacak: eğerdevletin, özel hayatlarınızın içine kadar girmesini istemiyorsanız, oynanan bu oyunlara kuzu kuzu boyun eğmek, hegemonyaya rızanızı vermek istemiyorsanız, "ahlak elden gidiyor" mottolarını dilden düşürmeyen faşistlere meydanı bırakmak istemiyorsanız, siz de 15 MAYIS SAAT 14.00'te TAKSİM MEYDANINDA olun. ya da diğer şehirlerde nerelerde toplanılacaksa işte! hazır söylemişken şuradan listeyi de vereyim: http://elmaaltshift.




2 yorum:
Kimse gelmez oralaraaaa
hahaha görüciiiiiz, siz de aydın'da gidin atatürk meydanında toplanılıyomuş :P gidin bak ha :P
Yorum Gönder