10 Mayıs 2011 Salı

iç monolog...

tikkat, bu yine bir kişisel yazıdır!


evet, hala lazy song'un etkisinden çıkabilmiş değilim. 3 gündür hiçbirşey yapmadığımı itiraf ediyorum. gerçi kendime haksızlık etmeyeyim, teze son rötüşlarını yaptım sadece. final dönemi geldiği için başımdaki işleri sıralıyorum:
  • tez cuma günü teslim edilecek.
  • 5 sayfa olduğunu sandığım ve yaptığım bir ödevin 10 sayfa olduğunu öğrenmemle birlikte ona 5 sayfa daha eklenecek (aptal, aptal, aptal!!)
  • yine başka 7 sayfalık bir ödev yapılacak. 
  • yine başka 10 sayfalık bir ödev yapılacak.
  • yine hazır olan bir ödevde değişiklikler ve eklemeler yapılacak.
  • bütün bunlar mayıs ayının sonuna kadar bitecek.
bütün bu yapılacak işlerin arasında bir kaç yere staj başvurusunda bulundum, insan kaynakları ve metin yazarlığı/reklamcılık alanlarında iş yapan bir kaç şirkete cv'mi gönderdim. hoş cv dediğim de bi buçuk sayfalık saçma sapan bişey. ama düşününce bazen diyorum ki, len benden daha iyisini mi bulacaklar, sonuçta antropoloji bu alanlarda aranan birşey, ama sonra düşünüyorum, diğer başvuranlar da aynı şeyi düşünüyorlar, ve inşallah düşündüğümle kalmam diyorum kendi kendime. çünkü gerçekten ne yapmak istediğimi henüz bilemiyorum ve bu stajlar benim için bir deneme alanı olacak. ve evet, sanırım adli antropolojiden tamamen vazgeçtim. ve bunun için kendime inanılmaz derecede kızıyorum. her düşündüğümde kafamı duvarlara vurmak geliyor içimden. ama bir yandan da artılarını, eksilerini tartıp biçiyorum ve bir yerlere koyamıyorum o işi. şimdi şöyle:

  • bir kere istediğim gibi gitse de herşey, doktora yapsam da istediğim işi yapabilecek miyim? hayat dizilerdeki gibi değil ki...
  • amerika'da bir üniversitede doktora yapmak inanılmaz zorlu bir süreç, hele ki türkiye'deki standartlarla orayı karşılaştırırsak orada sudan çıkmış balığa döneceğim bir gerçek ve diğer bir gerçek şu ki: ben yeni ortamlara kolay adapte olabilen birisi değilim, hiç olamadım.
  • istediğim bölüm, yani "adli antropoloji" adı altında çok az doktora eğitimi veren üniversite var ve kültürel antropoloji alanında lisans yapmış birisini kabul etme ihtimalleri inanılmaz zayıf.
  • ailemden -en azından şu anda- ayrılma düşüncesi bile gözlerimin dolmasına yol açıyor, ve bunu göze alabileceğime inanmıyorum. işin ucunda böhühüh annemi özledim babamı özledim deyip eğitimi yarıda bırakmak da var.
  • zafer benimle gelebilecek mi gelemeyecek mi, iş bulabilecek mi, vize alabilecek mi, çalışma izni alabilecek mi vs. gibi bu konuda binlerce tereddütüm var.
işte bütün bu eksilerden ötürü adli antropoloji hayallerini şimdilik dondurmuş veya ertelemiş durumdayım. sonuçta ileride yine yurtdışına çıkmayı düşünmüyor değiliz ve şimdi başka alanlarda yoğunlaşıp çalışsam bile, yurtdışında tekrar adli antropolojiye veya kriminalistiğe geri dönme şansım olabileceğine inanıyorum. "hep öyle derler zaten ama o yalan olur" dediğinizi duyabiliyorum, çünkü benim de iç sesim bunu söylüyor. ama hayallerimi tamamen elden bırakmak ve onlardan vazgeçmek istemiyorum. sadece... istemiyorum işte... bir gün yine o hayalimdeki yaşantıya kavuşabileceğimi düşünmek bana iyi geliyor tamam mı??? o yüzden sus, iç ses!

şu anda tek düşündüğüm ve istediğim lisansı bir an önce bitirmek. sanırım biraz da işleri oluruna bırakmak lazım. yoksa gece uykuya bile dalamıyorsun düşüncelerden... ve ben bu gece rahatça uyumak istiyorum. 


"oyunlarım, umutlarım, düşlerim vardı...
hepsi birden yarım kaldı.
maviye boyadığım gökyüzüm vardı.
kuşlarımı kimler çaldı?"


iyi uykular...

1 yorum:

emir hasan mehekli dedi ki...

Hayallerinin peşinden git....

Related Posts with Thumbnails