25 Mayıs 2011 Çarşamba

sevgili tezim: özgür yazılım

yazının başlığı mektup girişi gibi olmuş, o yüzden nasılsın, iyi misin diye devam edesim geldi bi an için. her neyse.


kısa süre önce -bu satırları yazdığım anda bu dün oluyor ama ne zaman yayınlarım bilemiyorum- özgür yazılım hareketiyle ilgili yazdığım tezimin ilk kısmını bitirmiş ve teslim etmiş bulunuyorum! tez danışmanım ve bölüm başkanımın (ikisi aynı kişi bu arada) ve de görüşlerine çok güvendiğim bir başka hocamın dediğine göre de yazdıklarım gayet iyiymiş, ki bu da benim şu aralar ihtiyacım olan bir destek ve mutluluk sebebi oldu.


bu tezin konu seçimi benim için çok zorlu oldu. aslında fotoğrafla çok ilgili bir insan olduğum için fotoğrafçılığın antropolojisi gibi bir konu yapmak istiyordum fakat görsel antropoloji almadığım için ve kavramsal çerçeveyi oturtamadığım için vazgeçmek zorunda kaldım. özgür yazılım konusunu ise bölümdeki hocalar pek beğenmez, antropolojiyle alakasını kuramazlar diye ilk önce sunmaktan biraz çekindim. ama söyleyince aldığım tepkiler çok olumlu oldu, açıkçası şaşırdım da. ama hocaların çoğu pek beğendi ve ilginç buldu konumu. her neyse kısacası teslim etmiş bulunuyorum artık. şimdi yaz döneminde 20 kadar görüşme yapmam gerekiyor ve sonra da güz döneminde onların bulgularını yazmam gerekiyor. şaka maka 4. sınıf oluyorum, (yarım hukuk maceramı da sayarsak) bu okuldaki de 6. senem oluyor! inanılır gibi değil. her neyse sonuç olarak okul bitiyor sonunda. ama okumak bitmiyor ne yazık ki.


biraz tezimden bahsetmek istedim. özgür yazılım hareketi her ne kadar teknik bir meseleymiş gibi görünse de aslında hiç de değil ve dünyayı değiştirmek gibi çok önemli bir amacı var. artık bu devirde hala bilgiye para vermenin mantıksızlığını ve paylaşmanın güzelliğini gösteriyor bu hareket herkese. bilgi birikimi paylaşarak büyür ve bilgiden kastım sadece yazılımlar ya da bilgisayar teknolojileri değil aslında edebiyat, müzik, teknoloji herşey! eğer bilgiye erişim para kavramından kurtarılıp, yeni modellerle uygulanabilirse bu sayede herkesin, sadece parası olanın değil, herkesin bunlara erişimi kolaylaşmış olur. yani aslında özgür yazılım hareketi için, kapitalizme alternatif bir model gözüyle bakabiliriz. işte bu sebeple de siyaseti, ekonomiyi, sosyolojiyi, kısacası her alanı içine alan bir harekettir. 


bazı özgür ve açık kaynak yazılımların logoları. 
kaynak: 
http://forum.shiftdelete.net/linux/122839-ozgur-yazilim-felsefesi.html
kocamaan özgür yazılım havuzunun içinden belki de en çok bilinen özgür yazılım linuxu ele alalım. bir yerden bilgisayar alırken içindeki işletim sistemini seçme şansınız var mıdır? genellikle işletim sistemi -windows olarak- bilgisayarın içinde sunulur ve size seçme şansı tanınmaz. ve bu tekel öyle bir hale gelmişti ki bir zamana kadar, birisi dava açıp "hayır ben bilgisayarıma işletim sistemimi kendim kurarım, windowsa para vermek istemiyorum" diyip o davayı kazanana kadar böyle bir seçim yapmanız olası bile değildi. düşünün bir bilgisayar alıyorsunuz ama içindeki yazılımı siz belirleyemiyorsunuz. o bilgisayarı siz mi kontrol etmiş olursunuz yoksa bilgisayar mı sizi kontrol etmiş olur bu durumda? linux size artık bilgisayarınızı kontrol etme şansı sağlıyor. istediğiniz yüzlerce dağıtımdan birini seçebilir, bilgisayarınıza ücretsiz olarak internetten indirerek kurabilirsiniz. ve işiniz biter, sonrasında da yok bilgisayar çöktü format atayım yok servise götüreyim, her format için bir ton para bayılayım derdi kalmaz çünkü linux özgür yazılım olduğu için kaynak kodları açıktır ve bu sayede birileri sürekli güncellemeler geliştirir ve siz de onları sürekli indirerek bilgisayarınızda sorun olmasını engellersiniz. istediğiniz herkese, istediğiniz sayıda kopyasını çıkararak dağıtabilirsiniz. windows'ta böyle bir şansınız yoktur çünkü para verip almışsınızdır ve onu ancak bir kişi kullanabilir. ben neden linux gibi bir şansım varken hala windows'a para vereyim ki?


tezimde işte bu ve bunun gibi meseleleri ele almaya çalışıyorum. teknoloji, değişim, özgürlük, mülkiyet, telif hakkı, paylaşım kültürü altbaşlıklarımdan bir kaç tanesi. tez bittiğinde tabi ki gpl (general public license) ile paylaşacağım herkesle inşallah! işte tez maceram da şimdilik böyle gidiyor. 


yaşasın özgür yazılım diyerek bu yazıyı burada kapatıyorum.


not: yazıya başladıktan 10 gün sonra bitirip yayınlıyorum. artık mazur görün. kthxbye.

12 yorum:

Samet Atdağ dedi ki...

Sayin elfcan, ozgur yazilimla ve fotografla ilgili oldugunuzdan ve bu konulardaki tartismalara cevap vermeye usenmeyecek bir insan oldugunuzu dusundugumden, fikrinizi almak uzere bir polemik yaratayim:

Bilginin ozgur olmasi gerektigi konusunda hemfikiriz, eskiden insanlarin esir oldugu bir cagda yasiyorduk, simdi de fikirlerin esir oldugu bir cagda yasiyoruz. Insanlar nasil kendi girisimleriyle ozgur oldularsa, ayni sekilde fikirlerin de kendi girisimlerini yaparak ozgur olacaklarina inaniyorum.

Eskiden bilgi iki turluydu, yazili ve sozlu. Simdilerde, bilgi dedigimiz meta cesitli formlarda karsimiza cikabiliyor artik, yazi, resim, fotograf, muzik, film vb. Fotografin da bir fikir eseri oldugunu ve yuklu miktarda bilgi barindirdigini kabul ettiginizi varsayarak, fotografin fikir ozgurlukleri dunyasindaki su anki yeri nedir? Yazilima yaptigim yamayi paylasabiliyorum, ancak fotografin ne kadarini paylasabiliyorum? Fotograf ne kadar ozgur?

Tesekkur ederim simdiden.

Samet

elfcan dedi ki...

sayın samet,

niye bu kadar resmi yazıyoruz onu anlamadım bi kere ama neyse :)

bence müzik veya yazı veya fotoğraf aralarında bu açıdan bir fark yok. hepsinde belli bir bilgi birikimi ve emek var. ve aslında bu tür üzerinde telif hakkı iddia edilebilecek ürünlerde yeni ve değişik bir modele gidilmeli. ne bileyim bir müzik albümünün internet üzerinden cüzi bir fiyatla satılması gibi. e-kitap meselesine benziyor fakat e-kitap satışı daha henüz özgür olma aşamasında değil çünkü ne paylaşabiliyorsun ne de fiyatı cüzi. tamam edebiyat konusunda tereddütlerim var ama müzik konusunda hepimiz biliyoruz ki albüm satışından başka yerlerden bi ton para kazanabiliyorlar zaten. fotoğrafa gelecek olursak yine değişik modeller üretilmeli bence. ticari olarak bir fotoğrafı kullanmak isteyen veya ticari olarak kullanmasa bile üzerinde fotoşop vs. uygulayacak olanların yine cüzi de olsa bir miktar para ödemesi ve adınızı dahil etmesi, diğer türlü kullanacak olanın da yine ücretsiz ama adınızın geçeceği şekilde kullanması gibi bir model olabilir. ama bunu şu anda düşündüm yani geliştirilebilir bu tür şeyler. mesela ben fotoşopa da öyle şiddetle karşı değilim, sonuç olarak göze güzel gelen bir ürün ortaya çıkıyorsa neden olmasın? fotoşop da bilgi birikimi ve emek isteyen birşey ve ne bileyim mesela benim çektiğim bir fotoğrafı başka birisi fotoşopla daha güzel bir hale getirse hayır demem ve oradaki emek hem bana hem ona ait olmuş olur. yani aslında fotoğraf müzikle birlikte özgür olabilecek en iyi örneklerden bi tanesi bana kalırsa, eğer üzerinde düşünülüp efektif modeller üretilebilirse.

bilmem anlatabildim mi efenim? :)

ben teşekkür ederim.

sinanonur dedi ki...

Merhabalar,

Özgür yazılım dünyasında genellikle teknoloji ve yazılımla ilgilenen kişileri görüyoruz. Aslında ilk bakışta normal görünüyor fakat özgür yazılımın amaçları ve hedefleri düşünüldüğünde pek yeterli gelmeyeceği açık. Yazılımla ilgilenen bir çok insan var. Daha fazlasının bir zarar getirmeyeceği de açık. Ama kişisel kanaatim Meselenin yazılım çatısından dışarı çıkarak ve sosyal bilimciler tarafından daha çok incelenerek daha etkili olabileceği.

O yüzden tez konunuzu değerli buluyorum. Blog yazmanız da oldukça güzel olmuş. Çoğu bilim insanının çalışmaları akademik düzeylerde kalıyor ve topluma ya dolaylı yollardan aktarılmış oluyor yada hiç aktarılamıyor.

Kolay gelsin diyorum ve iyi şanslar diliyorum.

elfcan dedi ki...

öncelikle teşekkür ederim.

ben de aynı kanıdayım özgür yazılım hareketi aslında o kadar sosyal bir hareket ki. ama çok fazla sosyal bilimci bu konuyla alakadar olmamış hatta o yüzden kaynak konusunda sıkıntı çektim diyebilirim. daha doğrusu özgür yazılım hareketi ile ilgili kaynak var evet ama özgür yazılım hareketinin siyasal, sosyolojik, ekonomik yönleriyle ilgili çok az kaynak var. bu yüzden benim kavramsal çerçevemin de istediğim gibi geliştiğini pek sanmıyorum açıkçası. bir antropolog olarak bunu söylemem yanlış aslında ama umarım bulgularım istediğim yönde çıkar :)

tekrar teşekkürler!

sitem dedi ki...

Umarım tezini tamamladığında hayal ettiğin gibi bir sonuca ulaşırsın

herzaman, heryerde ,herkoşulda yani şartsız şurtsuz destekçin annen:)

elfcan dedi ki...

ehehe biliyorum zaten :)

kocaman öpçükler, sen bi gel de daha kutlama yapcaz :)

Samet Atdağ dedi ki...

Elfcan, mesele biraz daha sikintili aslinda, yani benim cektigim fotograf bana mi ait, henuz orasi bile biraz karisik.

Mesela, meshur araba markalarindan birinin bir dergiye actigi bir dava vardi sanirsam. (Diyelim ki bir dergi, kapaginda Porche, Ferrari gibi bir arabanin fotografini yayinliyor, araba firmasi da aracin tasarimi tescillidir, izin almadan kullanilamaz diye dava aciyor idi. Gosterecek bir kaynak bulamadim malesef.)

Simdi ben bu arabayi satin almis olsam, ve fotografini cekip kendi bastirdigim dergide yayinlasam, o meshur araba firmasindan izin mi alacagim? Araba benim, fotografi urettigim alet benim, dergi benim? Burada benim olmayan ne var ki izin aliyorum?

Ayni sekilde, kalabaliklarin fotografini cekmek serbest, ancak 3 kisi ve daha azinin fotografini cektikten sonra yayinlamak icin sahiplerinden izin almam gerekiyor. (Bunun nedeni, ozel hayatin gizliligi. Gazetelerde boy boy insan fotografi gorebiliyoruz, buradaki istisna, yalnizca topluma malolmus kisilerin fotografi izin almadan yayinlanabilir, mesela siyasiler, mesela sanatcilar.) Mimari tasarimlarin fotografini cekip yayinlamak izne tabi. Yani aslinda cektigim fotografta ozgur olmayan bir seyler var.

Dahasi, fotograf cekerken kullandigim alet edevat ozgur degil, tasarimi tamamen acik, evde kendim malzeme alip yapabilecegim, cirkin/kullanissiz/agir/buyuk de olsa fotograf cekebilecek kadar yetenekli bir slr tasarimi var mi, varsa ben bilmiyorum. (Mesela uzerinde ozgur yazilim gelistirebilecegim boyle bilgisayarlar var. Yani donanimi tamamen ozgur, uzerinde tamamen ozgur yazilimlar kosan, editoru ozgur, derleyicisi ozgur bir bilgisayar var, ama boyle bir fotograf makinasi yok.) Bir yanda Camera Obscura var ve bu tarz aletlerle beni deli eden fotograflar ceken insanlar var. Ote yanda da pahali bir dslr alip hemencecik fotograf cekmeye kosabilme istegi var.

Bir yandan da, ozgur filmler var. Yani adam almis kamerayi, film cekmis, sonra filmi yayinladiktan sonra filme ait sekanslari ozgur birakiyor, sen alip o goruntuleri istedigin yerde kullanabiliyorsun. Ne guzel degil mi? Burasi senin photoshop icin verdigin ornege denk dusuyor sanirim.

Fotografin tam bagimsizligi biraz sikintili geliyor bana, simdilik.

elfcan dedi ki...

açıkçası hiç fotoğrafını çektiğim şey tarafından düşünmemiştim olayı :/ bana kalırsa fotoğrafını çektiğin insansa eğer izin almak gerekli gerçekten de, ama eğer bina, araba vs gibi cansız varlıkları çekiyorsan izin meselesi çok saçma. zaten marka kavramına tümden karşıyım o ayrı bir mesele de, örnek verdiğin gibi kendi arabam, kendi makinamla kendim çekiyorum ve yine de o markadan izin almam gerekiyorsa gerçekten çok büyük sıkıntı var. ben düşünmüştüm ki öyle bir durumda markanın işine bile gelir, reklamı yapılıyor sonuçta, mimari tasarımlar için de öyle.

yalnız alet edevat konusunda çok teknik düşünüyorsun aslında bu işin teknik kısmını bildiğin için sanırım. sonuçta ben son kullanıcıyım ve linux'un nasıl yapıldığıyla ilgili hiçbir fikrim yok ama kullanıyorum. benim için fotoğraf makinası da öyle. donanım kısmı beni biraz aşıyor açıkçası, yazılım gibi, nasıl desem, soyut? bir kavramla donanım gibi somut, maddesel bir kavramın özgür olarak geliştirilmesi arasında fark vardır sanırım. o konuda bir yorum yapamayacağım. bir de şey var aslında fotoğraf meselesinde, ne kadar pahalı makina alırsan al, güzel fotoğraf çekebilmek sana kalmış birşey, hani demişsin ya pahalı bir dslr alıp koşmak diye, kompakt makinayla bile harikalar yaratan insanlar da var.

ama diğer konuda haklısın, bu izin meselesini bir sınırı olmalı ama tabi bu sınırın nasıl belirleneceği de sorunlu. aslında özgür yazılım hareketi kapitalizme alternatif diyoruz ya, burada da görebiliriz onu. fotoğrafın özgürlüğünün önünde duran engeller yine kapitalizmin getirdiği engeller:markalar.

bu sorunlar aşılabilirse, aşıldığı zaman fotoğraf en güzel özgür araçlardan birisi olacaktır ama eminim.

emir hasan mehekli dedi ki...

afferim kızıma)))

elfcan dedi ki...

sağol babacığım :))

birben dedi ki...

Peki biz bu tezi okuyabilecek miyiz? (:

elfcan dedi ki...

elbette ki :) hele bi bitsin okuycaksınız inşallah :)

Related Posts with Thumbnails

sansursuz internet!