21 Haziran 2011 Salı

şunu yaptım, bunu yaptım...

sevgili günlük,


hani üniversite gençliği tarafından ananın babanın yüreciğine inmesin diye kullanılan bi terim vardır: "bu sene de yaz okulunu kazandım babacıım" heh işte bu sene de yaz okulunu kazandım sevgili günlük. tam tamına 13 dersim kaldı; rakam uğursuz derler ama merak etme yaz okulu bitince 12 dersim kalmış olacak. evet süper matematiğimle buradan yaz okulunda sadece 1 ders alabildiğimi hesaplayabilirim. malesef bazı dersler çakıştığı için 1 ders alabilebildim. her neyse. sana geçen günlerde yaşadığım bazı deneyimlerden bahsetmek istedim. benim gibi saftiriklik yapma sen de, yaptıklarımı yaparsan diye.


(bu arada maddeli yazmak çok mu eğlenceliymiş ne?)




  • galatasaray-fenerbahçe basketbol final maçına gittik cümbür cemaat. ve ben hayatımda ilk kez bir maça gittim, o da basket maçı oldu. ve basketten zerre anlamayan ben maç boyunca o gürültüde boyna yanımdakine "noldu, noldu lan, anam faul muydu o, gene noldu, noldu" diye soraraktan ona da maçı zehir etmiş olabilirim, evet yapmış olabilirim bunu, bilmiyorum. yine de kaybetsek de bir galatasaraylı olarak o ortamda bulunduğum için kendimi çok acayip hissettim, bi ara tüylerim diken diken bile oldu. ben, fanatizmden hiç hoşlanmayan ben, kendimi acayip fanatik gördüm valla. ama yine de, lütfen sahaya birşeyler atmayalım, takımımıza zarar veriyoruz. uyarımızı da yapalım. ha bu arada maça giderken filan sakın bozuk para, parfüm, vs götürmeyin, içeri almıyorlar, geri de alamıyosunuz, piç olur valla 100 liralık parfümünüz demedi demeyin.

  • pazar günü -belki de şu istanbula geldiğimden beri ilk ya da ikinci kez- bostancı sahile yürüyüş yapmaya indik. bostancı köprüsünde inip, sahile kadar yürüdük, oradan da küçükyalı'ya kadar yürüdük. sanırsam bi 2,5 km falan yapmışız. yalnız köprüden sahile yürürken "lan bu yollar niye boş pazar pazar nerde bu insanlar" diye kara kara düşünürken sahile inince dank etti. saat olmuş nerdeyse 12. ne işi var insanların güneşin bağrında sahilde. o anda niye o güne kadar sahilde yürüyüşe gitmediğimizi de anlamış olduk bu sayede: çünkü uykucuyuz. o saatte sahile mi inilir lann? en azından bi şapka alır insan yanına. o değil, oralarda bi simitçi vardır illa yeaa diye gittiğimiz sahilde kuruyemişçiler ve suculardan başkasının bulunmaması da güzel bir ders oldu. aç açına eve geri döndük. herşeyin bi ilki vardır tabi.

  • 3 gün önce "aklından bir sayı tut" diye bi kitaba başlamıştım. belki azcık spoylır verebilirim haberin olsun. neyse, 3 günde kitabı bitirdim, kitap nahh bu kadar (bunu söylerken iki el çırpılacak gibi abartılı derecede açılır). neyse ama sen bakma ona, kağıtları çok kalın, yazıları da büyük, heyecanlı da gidiyo, okunuyo yani. yalnız enteresandır, bu tür kitaplar genelde başlarda sıkıcı olur, ortalarda heycanlanmaya başlar, sonlarda da çözüme ulaşır. bu kitabın başları baya heyecanlı, ortalarda sıkmaya başlıyo, allahtan sonlarda çözüme ulaşıyo ama. değişik bi konu olsa da sonu bence tahmin edilebilir bir sondu. en azından benim gibi bütün polisiye dizileri yalayıp yuttuysanız, kesin tahmin edersiniz. yine de değişikti, polisiye kitap dizisi hasreti çekenlere tavsiye edilir yani.

işte böyle sevgili günlükcüğüm. cüğüm deyince de bi garip oldu cücüğüm gibi. soğanın cücüğü gibi. soğanın cücüğünü de çok severim ha, şöyle domates ekmek filan ne güzel olurdu bu saatte. ama unutmayalım ki, rejimdeyiz sevgili günlük. bu arada unutmadım bana nazar değdirdiğini, rejimdeyim yazdığım günün sabahı bi baktım 500 gram geri almışım. ayıboluyo ama.


öperim.


2 yorum:

xaph dedi ki...

ehehe maçın zehir olduğu falan yok aksine birlikte maça gittiğimiz ve o hiç olmayan basket bilginlen bile izleyip "favul len, favul var orda çok bis vurdu" moduna girdiğin için mutlu oldum :)

bu arada spoylır alarmın için de sağol bodoslama dalıyordum valla :)

elfcan dedi ki...

ehehe ya iki dakka dur gizemli bi hava olsun dedik hemen açık ettin kendini :p yalnız orda amacım şebeklik yapmak değildi faulse fauldur kardişim.

Related Posts with Thumbnails