14 Ekim 2011 Cuma

ben bugün blogger'a girmek istedim.

bugün blogger'a girmek istedim ve adres çıbığına b yazınca blogger yerine birgun.net çıktı ve dedim ki çok fazlaca uzun süredir yazı yazmamışım ya la ben. bari gireyim de bir iki laf karalayayım, hem ellerim açılmış olur hem zihnim, hem de olup bitenleri merak içerisinde duymak isteyen (!) okuyucularıma bir güzellik yapmış olayım. rica ederim (çok fazla the big bang theory izlemiş olmanın getirdiği sheldon etkisi bunlar sayın okuyucu, artık idare ediver.)


kış yaklaşırkene elektriğe ve doğalgaza yediğimiz zamlar ve sigara, içki, otomobil vs.nin ötv'sine yapılan güncelleme (!) bir yana dursun, bu yazımda zaten bozulmuş olan sinirlerinizi, zaten bildiğiniz şeyleri tekrar ederek tekrar bozmak istemediğimden gaaayet kişisel şeylerden bahsedeciim. çok merak ediyosanız ne söylemek istediğimi açın birgün gazetesini okuyun azcık. 


asya nostalji
evet. sonunda twitter'daki takipçilerimi sürekli ondan bahsederek canından bezdirdiğim scooter'ımdan bahsetmek istiyorum öncelikle. o meşhur scooter'ı almış bulunmaktayız. yalnız önceki yazımda bahsettiğimi diil de ahanda bunu: 


hatta 1 haftadır kendisiyle sokaklarımızda antreman yapmakta olup, kendimizi baya bi geliştirdik diyebilirim. bugün sonunda kasklı bir şekilde kullanmayı da başardığıma göre ruhsat ve ehliyeti de aldığımdan tezi yok, istanbul trafiğine katılacak bulunmaktayım (yazar burada istanbul trafiği derken okul-ev trafiği demek istemiş). scooter'ımız çok sevimli olmakla birlikte bir o kadar da ağır. ben bisiklet sürmek gibi olucak, laylaylom havalarda uçucaz sanırken, kendisi üzerime düşecek gibi olmak suretiyle bunu çok kesin bir dille reddetti. o sebeple uçmak yerine yürümeyi tercih ediyoruz bi süreliğine (yazar burada yürümek derken 30 km'yi aşamamış olmayı kastetmiş). her neyse efendim, sonuç olarak nostaljik nostaljik takılıyoruz kendisiyle. bi isim konusunda karara varamamış olduğumuz için isim önerilerine de açığız.


ikinci önemli olay olarak pek tabi aikido kursuna yazılmış olmamızı söyleyebilirim. henüz daha hiçbir derse gitmemiş olsak da (bi sakin, daha dünden önceki gün yazıldık kursa) bu konuda çok kararlı olduğumuzu söyleyebilirim. niye aikido diyecek olursanız, sevgili eşim öyle istedi cevabını alırsınız. şahsen ben (bilindiği üzere) agresif bir insan olarak kick-box filan tercih ederdim. ama aikido'da hayat felsefesi, odaklanabilme yeteneği kazanma vs. gibi özellikler olduğu için onu tercih etmiş bulunduk (yazar burada da çok ısrar ettim ama bi türlü kick-box'u kabul ettiremedim demek istemiş). neyse hocamız baya iyi bi hoca, gideceğimiz kurs da baya iyi bi kurs olduğu için ben de ümitliyim açıkçası. zaten istanbul sokakları beni paranoyak yaptığı için bi savuna sanatı öğrenmek de fena olmayacak. gelecek yıl bu tarihlerde ben de "i know aikido" diyebileceğim. "peh "i know kung-fu" kadar havalı değil kii" diyen olursa da tekmeyi basabilecek durumda olabileceğimi de unutmayalım!


evet. işte böyle. sonra aman efendim ben duymadım, aman efendim niye söylemedin demeyin. hadi görüşürük.

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails