skip to main |
skip to sidebar
şu 23 nisan tatili bana pek bir yaradı vallahi sormayın gitsin! genel olarak okullarda sadece 23 ü tatil olmasına rağmen herhalde hala bizim okul bizi ilkokul çocukları gibi gördüğünden olsa gerek, ki bunu yoklama zorunluluğu ve devamsızlıktan kalma kavramının hala bulunmasından anlıyoruz, bizde 24 ü de tatildi. ve bu tatilde "ankara'dan teyzem gelmiş, evde bir bayram havası, annem babam beni çok severmiiiiş" şeklinde bir türkü tutturarak geçti. aynı zamanda annem de burdaydı çünkü! hani bildiğin "çocuklar gibi şendik" tatil boyunca. aman allah'ım, istanbul sokaklarında tahmin ediyorum şöyle bir her gittiğimiz yerde 10-15 kişiden, 100-150 kişiden deli damgası yemişizdir: ki bunların başında benim arkadaş grubum geliyor. şöyle ki, son gündü sanırım, gezmekten dönüyorduk ve otobüste annem ömürü göremediği için şöyle bir öneride bulundu, hadi hüseyinlere gidelim, biraz otururuz, bi çaylarını içer döne
riz. sonra tabi ki aramızda muhabbeti geçti, şimdi ömür ile hüseyin tanıyorlar annemi o yüzden onlar da bişey yoktur ama, evdeki diğer 5 kişi gerilmiştir şimdi kesin, sonuçta anne ile teyze, hani normalde "ağır" bir grup olması gerekiyor. ama tabi nerdeeee? neyse bunun üzerine cin fikirli teyzem de şöyle birşey düşündü. sırtındaki şalı kafasına bağladı, eline de bi tespih, allaaaaah seyreyle sen cümbüşü. tabi ki eve vardığımızda, gülmemek için kendini zor tutan bir ben ve xaph, gayet rahat bir anne ve gülmemek için sesli sesli "bismillah" çeken bir teyze! şenliği zaten hayal ediyorsunuzdur. teyzem en sonunda dayanamayıp kendini ele verince, bütün gerginlikleri falan gitti tabi arkadaşlarımın :) işte böyle. istanbul maceramız aslında anlatmakla bitmez, o yüzden sözü fotoğraflara bırakıyorum. işte çocuk bayramında çocuklar gibi güle oynaya gezdiğimiz o yerler: buraaa tıkla ve picasa web albümüme yollan!
bugün sevgili zaf'ciimin dogum günüydü. fakat herşeyimiz olduğu gibi bugünümüz de biraz zıt geçti, diğer çiftlere göre =) normalde benim bir sürpriz hazırlamam gerekirken, o bana bir sürpriz yaptı ve çoktandır gitmek istediğim bir yere götürdü beni. nereye gittiğimizi d
e söylemeden bostancı'ya kadar gittik. orda otobüsten inip birazcık yürüdük ve sürprizimin ne olduğunu anladım: lunaparka gelmiştik! sevindirik oldum, çünkü lunaparka gitmeyeli yıllar olmuştu. güzel bi gün geçirdik, bu yazın ilk dondurmasını yedik, hoş, maraş diye kandırıldık ama olsundu, yine de güzeldi, dönüşte de misler gibi tazecik balığımızı alıp evimize geldik. gezinirken şöyle bir olay oldu, bir parkın içinden geçiyorduk ve ben, "amman çimlere basmayalım" dedim ve zaf'da "aman canım türk değil miyiz basmamız lazım :) " dedi. o anda gülüştük ama ben pek tabi düşündüm bunun üzerine. hakikaten komik. ama bi yandan da trajik. her kötü şey türklere özgü hale gelmiş nerdeyse! bir de bunları konuşurken aklımıza daha da komik birşey geldi! şu "egzoz" kelimesinin kaç tane kullanılışı vardır diye hesapladık! sizce kaç tanedir? bir tahminde bulunun... düşünün... tam 16 tane "egzoz" yazılışı var! komik değil mi?