26 Haziran 2009 Cuma

o 3 kisiye ithafen...

Tanimiyordum onu aslinda ama cok tanidik bir yuzu vardi. Elimde soda sisesi balkonun parmakliklarina yaslanmis gokyuzune bakiyordum onu gordugumde. Onu gormek icin bakmiyordum halbuki. Ama gordum onu. Gokyuzunde degildi. Hava karanlikti ve cok az yildiz vardi. Havada ucusan yarasalar vardi. Herhalde havada gorecek degildim onu, ne kuştu ne de yarasaydi o. Tanimadigim halde cok tanidik bir yuze sahip bir insandi. Asagida dikilmis, gozunde gunes gozlugu. Ellerini ceplerine sokmus, kafasini bana dogru cevirmis oylece duruyor. Bana bakip bakmadigini goremiyorum cunku bu saatte gunes gozlugu takmis. Sonunda dayanamayip soruyorum gecenin bu vaktinde gunes gozlugu takmasinin anlamini. Cunku sen beni oyle tanidin diyor. Sen beni hep boyle gordun. Hatirlasana. Resimlerde gordun beni. Ne yani diyorum bu benim hayal gucumun yarattigi bir sey mi? Oyle olsaydi her insanin hayal ettigi gibi bir `hayaleti` gokyuzunde gorurdun. Diger insanlardan farkli oldugunu mu saniyorsun? Sen de herkes gibi kliselere inaniyorsun. Olenlerin ruhlarinin goge yukselmesi gibi. Sen inanmiyor musun buna dedim. Sence diye sordu. Seni tanimiyorum ki diye cevap verdim. Gecenin bu saatinde gunes gozlugu ile kapima dikilmis bana bakan sensin demek ki sen beni taniyorsun. Tam tersi dedi bana. Sen beni daha iyi taniyorsun. Ben olarak degil belki ama baskalarinin sifatinda gordun beni. Baskalari ile tanidin baskalari ile sevdin. Ama tanidin ve sevdin beni. Sasiriyorum, yuzumden belli sasirdigim. Ve korkuyorum cunku bana kederi animsatiyor bu tanimadigim ama tanidik olan yuz. Heryerde sana beni animsatacak seyler var diyor. Gezdigin sokaklarda mesela. Gitar satan bir dukkanin onunde durdugun zaman beni animsayacaksin farkinda bile olmadan. Israrla onu tanimiyorum. Ama hissediyorum. Onu hic gormedim. Bir daha da goremeyecegim bunu hissediyorum. Sokagin ortasinda durmus bana bakiyor ama gozlerini goremiyorum. Ama biliyorum bir daha benim gibi elinde soda sisesi balkonun demirlerinden asagiya bakamayacak. Sevdiklerinin ruhlarinin gokyuzunden ona baktiklarini dusunemeyecek. Kara bir kedi gordugunde ugursuzluk getirdigine inanmayacak. Cunku o artik kliselerin olmadigi bir yerde yasayacak. Kendisi anlatti bunlari bana. Orda sokagin ortasinda dikilirken ben farkinda bile degildim hicbirseyin. Elimi yuzume goturdugumde nice zaman sonra farkettim yuzumun islandigini. Kendisi anlatti bana bunlari. Inandigi seyleri anlatti. Neden gokyuzunde degildi. Neden yerde duruyordu. Bunlari anlatti. Ve ben o an anladim ve o an tanidim onu. Agliyordum cunku kendim olarak gormuyordum onu. Kendim olarak uzulmuyordum onu bir daha goremeyecegime cunku zaten onu hic gormemistim. Ona o anda bakarken kimlerin gozunden gordugumu biliyordum. Cok sevdigim iki insanin gozunden goruyordum onu. Butun anilari gozumun onunden geciyordu. Sonra gozlerini gordum onun. Ve cok tanidik geldi. Gideyim mi artik dedi. Hazir misin. Kim ne zaman hazir olabilir ki buna dedim. Ben hazirim dedi. Hic bir olum zamansiz degildir. Sadece alismak zaman alir. Bazi anlar cok zor gelecek sana, o anlarda o tanidik gozlere bak, onlarin ellerini tut. Sen nerden biliyorsun tum bunlari dedim. Ben artik herseyi biliyorum dedi. Ve gozleri isildadi saniyenin milyonda biri kadar bir zaman icinde. Sonra arkasini dondu ve ben yeniden kendi gozlerimle gormeye basladim.o ise gozunde gozluk elleri ceplerinde yavasca yuruyerek sokagin sonuna kadar gitti. Sonra ben iceri girdim ve elimde soda sısesı masanin basina oturdum. Ve yazmaya basladim:

“Tanimiyordum onu aslinda ama cok tanidik bir yuzu vardi. Elimde soda sisesi balkonun parmakliklarina yaslanmis gokyuzune bakiyordum onu gordugumde.....”

ariyorum!


murathan mungan`in `kirk oda` isimli kitabindaki `makas` isimli hikayesini net uzerinden ariyorum. pdf olur word olur isterse power point olur hic farketmez. cok aradim bulamadim ve cok istiyorum ki bir arkadasima bu hikayeyi okutayim. goren duyan bulan olursa irtibata gecerse sevinirim... kitap `kirk oda` yalniz. `7 kapili kirk oda` ya da `3 aynali kirk oda` degil. sade `kirk oda` adi. zaten kisa zamanda bulamazsam oturup kendim yazacagim ayni `yilbasi armagani` hikayesine yaptigim gibi. -kendisi cocuklugumun, gencligimin, hayatimin hikayesi olur- o hikayeye de kisa zamanda donecegim burada.

22 Haziran 2009 Pazartesi

sudaki ayak izin!

bir süredir yeni eve taşındığımdan ve evde internet olamayışından dolayı yazamıyorum. bugün bir haftalığına aydınıma gideceğim. gitmeden okulda şöyle bir net sorf yapayım dedim de, biyolokum ablamın yazılarına göz attım. ordan da şu siteye ulaştım. insan bildiği şeyleri gözardı edip de, aslında çok önemsemesi gerekirken banane dediği zaman, o şeyler karşısına böyle "dan" diye çıkınca tüyleri diken diken oluyormuş. ben zaten hep o söylenen ufak şeyleri yapmaya çalıştım hayatım boyunca. bu son, kötü günlerin yaklaştığının belirtilerinin ayyuka çıktığı günlerde ise daha fazla dikkat etmeye çalıştım öyle şeylere. ama yine de acaba ben bir katkıda bulunamıyor muyum diye düşünüyor insan. neyse bu konu hakkında daha sonra bol vaktimin olduğu bir zamanda yazmayı istiyorum. biyolokum "duygu" ablamıza da bize bunları tekrar hatırlattığı için teşekkür ediyorum.
Related Posts with Thumbnails