yani gecenin şu saatinde resmen büyümüş olmaktan tiksindim lan! şu anda saat 2.01 ama ben bu yazıyı yarın gündüz vakti yayınlıycam çünkü niye? daha fazla insan okusun diye, şimdi bu saatte yayınlarsam kesin gözden kaçar. (#miniçakal)
ehem. neyse. neden diye sorucak olursanız, resmen yatağa yattım ve beynim tarafından trollendim. (bkz: trollemek) ben küçükken gece yatağa yattığım zaman daha kolay uykum gelsin ve daha güzel uykuya dalayım diye bişeyler hayal ederdim; mesela işte büyümüşüm üniversiteye gitmişim, keyfim kekaymış, falanmış, filanmış, ya da mesela büyümüşüm araba almışım arabamla sağa sola gidip geziyomuşum falan. (bu kadar basit değildi tabi çok karmaşık hikayelere dönüşürdü ama güzel şeyler olurdu) bu sayede hem uykuya dalarken güzel şeyler düşünmüş olurdum hem de hayal gücümü geliştirmiş olurdum. fakat artık aynı şeyi yapmaya çalıştığım zaman olan şey şu: büyümüşüm, yüksek lisansa başlamışım, asistan olmuşum, elimde kahvem odama gidiyomuşum mesela, ama sonra beynimden şöyle sinyaller geliyor: lan ama yok ya, öbür bölüm daha iyi, ama ya da? yoksa? lan? yok yok eğer bu okul kabul ederse oraya kesin gideyim, öbürüne gitmeyeyim. ama aslında öbürü de iyi lan. hatta öbür okuldaki öteki bölüme de gidebilirim...şeklinde uzayıp gidiyor. ya da mesela çalışmaya başlamışım araba almışım, ohh en büyük hayalim; sonra beynimden şunlar geliyor: lan arabanın taksidi? benzini? sigortası? tamiri? sağı? solu? bunları nasıl öderiz, ama şöyle yaparsak şu olur böyle yaparsak bu olur. aslında trafik de çok fena bu trafikte araba almak pek de mantıklı bir iş değil. hmmm ben bunu bi düşüneyim. lannn??? ne güzel hayal kurup uykuya dalıcaktık derken yattığımın üzerinden bi saat geçmiş ve ben şöyle olacağıma, böyle olmuşum.
![]() |
| bu yazının temsili resmi ancak bu olur heralde. |
geçenlerde öyle bi rüya gördüm ki anlatsam inanmazsınız. kısaca özet geçiyorum: 3 yakın kız arkadaşmışız, rüyanın başında hapishaneden çıkmış yol kenarında yürüyormuşuz, sonra flashback ile zamanda geriye gidiyomuşuz, birimiz hamileymiş, ailem çok zenginmiş, bu yüzden bi festival düzenlemişiz, festivalde bi katil birini öldürmüş ama nedense festival devam etmiş, biz 3 arkadaş bu katili bulmaya karar vermişiz, normalde festival alanında birlikte gezen 3 tane kedinin 1'i kayıp olduğu için katilin yerini tespit edebilmişiz (??), katili ben bıçaklamışım ama katil tam ölecekken bi hamleyle bıçağı alıp hamile arkadaşımızı bıçaklamış, ve tekrar yol kenarına dönüyomuşuz, ve aslında hamile arkadaşımız ölmüşmüşmüşmüşmüş. şok şok şok. okurken güldüğünüzü görür gibiyim, bi de benim rüyayı görürken ve uyandıktan sonra hissettiklerimi düşünün. lan küçükken en korkulu rüyam hayaletler neyindi. nasıl oldu da kabuslarım bu hale geldi? kendimden korkmaya başladım sevgili okuyucu.
küçükken ne güzeldi, bak gene evimi özledim. bugün televizyonda yeni bi dizi reklamı gördüm seksenler diye, aynı anda hem gülmek hem ağlamak istedim, çok acayip bişey, evet seksenlerde diil doksanlarda büyüdüm ama benziyordu yine de. soba üstünde pişen kestaneler, banyodan çıkıp sobanın dibindeki mindere oturup saçların kurusun diye beklemeler, annenin mandalina soyup yedirmesi, ailecek televizyon izlemeler filan. güzeldi yani. bi yandan da hüzünlü, şimdi herkes bi bilgisayar başında, televizyon ses olsun diye açık, birlikte yaşanan bi yalnızlık var sanki herkeste. birlikte olmanın, ne bileyim birlikte televizyon izleyebilmenin değeri düşmedi ama herşey çok kolaylaştı ve değerini bilmez olduk. hani şu saçma ve klişe gelen laf var ya, nerde o eski bayramlar diye, ben onu birebir yaşıyorum şu an aslında. eskiden her bayram sabahın körü kalkılır, aileyle birlikte olunur, cici cici giyinilirdi, şimdi deliye her gün bayram değil de, normale bayramlar her gün gibi. diğer günlerden hiç farkı olmayan, normal bir gün oluyor bizim için. çünkü hayat telaşıydı, okuluydu, işiydi, izniydi, biletiydi derken boşver diyip bu bayram da gitmeyelim diyorsun. ve ben bu bayramları hiç sevmedim.
neyse, nerden nereye geldik, amacım sizi azıcık güldürmekken kendimi üzdüm durduk yerde. bak yine beynim trolledi beni. ah o beyin ah. evet bu yazıdan çıkaracağımız ders neymişşşş: çok düşünmek de iyi değil, hacı. sahilde bi çay içek mi?
not: biterken saat 2.46 olmuş.
not: biterken saat 2.46 olmuş.




