28 Şubat 2012 Salı

iç dökme seansı 3

bugün bazı şeyler öğrendim. onlarla birlikte zaten incecik bi ip üzerinde ayakta duran, zaten şaşkın olan duygusal benliğim dengesini yitirdi ve şu anda o ipe elleriyle tutunmaya çalışıyorum. bugün hissettiğim şeyleri başka nasıl dile, getirebilirim, nasıl yazıya dökebilirim, nasıl bu hissiyattan kurtulabilirim bilmiyorum. genelde yazmak yardımcı olurdu ama ne yazacağımı ve nasıl yazacağımı bilmiyorum, bunun yanında yazdıkça hafiflediğimi de hissetmiyorum her zaman olduğu gibi. eve gidince ağlıycam demiştim onu da yapamadım, eve gelince akşama kadar kakara kikiri yaptım. o da çok saçma değil mi ya, eve gidince ağlıycam. ağlıcaksan zamanında ağla. bugünün işini yarına bırakırsan öyle gözyaşın içinde kurur, ne yapacağını bilemez halde kalırsın işte. kısacası şu yani: moralim çok bozuk, aga.


bugünlerde yine hiçbirşey yolunda gitmemeye başladı. eve geldim, internette şunu buldum, azcık güldüm, ama o da sonra geçti: 


bigün işler iyiye gidecek, o zamana kadar
 buyrun size bi kedi resmi.


elbette bi gün herşey iyiye gidecek ve mutlu olacağım biliyorum. ama o zamana kadar şapşal bi kedi resmine bakarak, ya da kedi periyle oynayarak mutlu olmaya çalışabilir miyim diye düşünüyorum ama sanırım benim doğamda yok bu. hiçbi zaman pesimist bi insan olduğumu inkar etmedim ve can çıkıyor ama huy çıkmıyor sayın okuyucular. yani öyle konuştuğunuz kadar kolay değil benim için pollyannacılık oynamak. çoğu zaman yapmaya çalışsam da bunu. ama gözlerimi gerçeklere kapayamıyorum ne yazık ki. 


sadece emeklerimin karşılığını alamadığımı söylemekle yetineceğim. bi kere kendimi saçma sapan şeyler yapmaktan alıkoyamıyorum ve ondan sonra saçma sapan pozisyonlarda kalıyorum. birilerine fazla değer vermek ve bunu göstermek için bişey yapmak ve karşılığında saçma sapan bişey almak gibi. hani vardır ya, siz böyle upuzun bi mesaj atarsınız birine, ve karşılığında aldığınız cevap "ok" olur ya, işte onun gibi bi duygu. neden kendimi bu pozisyonlara bilerek sokuyorum sürekli, anlam veremiyorum. bunu her yaptığımda, her seferinde içimde bi boşluk ve hissizlik durumu meydana geliyor ve sonunda kimseye değer vermemek aşamasına gelmekten korkuyorum. 


ikincisi karşılığında bişeyler almak için, para değil ama takdir ya da ne bileyim tebrik gibi karşılıklar, bişey yaparsın ve bunun karşındakinin keyfiyetine göre değerlendirdiğini bilirsin, ama aslında yaptığın şeyi sadece karşındaki için yapmamışsındır, büyük bişey yapmışsındır, emek harcamışsındır, ne bileyim sayfalarca yazı yazmışsındır, ama haksız bi şekilde beklediğini sana vermezler ya, böyle sokakta annesini kaybetmiş kedi yavrusu gibi çaresiz kalıverirsin ya. işte o. 


sonra tabi her zamanki "ben bu hayatımla ne yapacağım" sorusu var. 3 ay sonra okul hayatım resmen son bulmuş olacak ama ben hala ne yapmak istediğimi bilmiyorum. 


bi de kendime o kadar sinir oluyorum ki bak şimdi şu satırları yazarken bile dişlerimi sıkıyorum kendime, böyle arrrghh diye bağırasım geliyor, leyla ile mecnun dizisinin canlı dile gelmiş hali gibiyim arkadaş. içimde üzgün ve mutsuz bi insan varken neden ve nasıl bütün gün hiçbişey yokmuş gibi yaşayabiliyorum ki. bu sefer kendi kendime şüpheye düşüyorum, acaba gerçekten üzgün değil miyim, abartıyo muyum diye, sonra durup içime bakıyorum mutlu değilim işte. sonra böyle gecenin kör vaktinde açıyorum feridun düzağaç dinliyorum, kendime işkence ediyorum, o mutsuzluğu yaşamak zorunda hissediyorum kendimi çünkü. falan. böyle karmaşık işte. dedim ya şaşkındır kendisi. duygusal benliğim. 


bunları yazarak birilerini üzeceğimi biliyorum ama ne demiş türk ozanlarımız: sussam beni, susmasam sizi parçalar bu rüzgar. arada başkalarını da parçalamam gerekiyor kendi iyiliğim için. 


çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim. 

26 Şubat 2012 Pazar

pinteresting!

yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan pinterest'i duymuşsunuzdur eminim. ben de yeni kullanmaya başladım bir sosyal medya canavarı olarak tabi. şimdi pinterest şöyle bişey arkadaşım, normalde kullandığınız bookmark uygulamaları var ya (bookmark'ı bilmeyen de gitsin kendini atsın artık, demiycem tabi ki, açıklamak bizim işimiz, bookmark aslında tam türkçesi kitap ayracı, yani bi sayfada tekrar aradığınızda kolay bulmak istediğiniz bişey varsa oraya bi kitap ayracı koyarsınız ya, işte internette de herhangi bir sayfada gördüğünüz ve kaybetmek istemediğiniz şeyi  bookmark uygulamaları ile bi yere kaydedebiliyosunuz ve bunları kategori kategori ayırabiliyorsunuz) işte pinterest de o bookmark uygulamalarının yaptığını yapıyor aslında. bir yandan da tumblr gibi diğer insanların paylaştığı şeyleri kendi kategorinize ekleyebiliyor, paylaşabiliyor (ki bu paylaşma işine "pin'lemek" ve "repin'lemek" deniyor) ve yorum yapabiliyorsunuz. yine paylaşılan "pin"in üzerine tıklayarak direk nereden paylaşıldıysa o linke ulaşabiliyorsunuz, örneğin bir yemek fotoğrafıysa genellikle üzerine tıkladığınızda o yemeğin tarifinin olduğu siteye ulaşabiliyorsunuz. hatta diyelim bir insanın yemek, kıyafet, saç modelleri, teknoloji gibi çeşitli kategorileri var ve siz bu insanın bütün paylaştıklarını değil sadece kıyafet kategorisini takip etmek istiyorsunuz, böyle bir seçeneğiniz var pinterest'de. peki kimi takip edeceğim derseniz, zaten ilk giriş yaptığınızda size hangi kategorilerle ilgilendiğinizi soruyor ve size bir kaç tane kullanıcıyı takip ettiriyor. bu sadece başlangıç için ufak bir dürtme, bir yardım. daha sonra isterseniz o kişileri izlemeyi bırakabiliyorsunuz. yukarıda bulunan 30'dan fazla kategoriyi seçerek pinterestteki herkesin o kategoride paylaştıklarını görüp istediğiniz insanları takibe başlayabilir, facebook'tan arkadaşlarınızı taratıp pinterestte hesabı olanları da izlemeye başlayabilirsiniz. ya da yukarıda arama kutucuğuna aradığınız şeyi yazarak o etikete sahip bütün pin'leri görebilirsiniz. atladığım bişey olmadığını umarak kendi tecrübelerime geçmek istiyorum.


ben de kendime bi kaç tane kategori yaptım ve gerçekten çok ilginç ve faydalı şeylerle karşılaşıp onlara daha sonra kolayca ulaşabilmek amacıyla o kategorilere kaydettim. yalnız daha sonraları şöyle şeylerle karşılaşmaya başladım; örneğin ilk olarak, "anthropology" yazıp arattığımda çıkan sonuçlar karşısında suratım şu şekli aldı: o.O nasıl yani dedim ve çıkan şeylerin antropolojiyle ne alakası var çözmeye çalışarak yarım saat düşündüm.  çünkü çıkan şeyler kıyafet, ayakkabı vs. idi. sonra anladım ki "anthropologie" diye bi alışveriş sitesi var ve insanlar anthropology ile anthropologie'yi birbirine karıştırmışlar ve bu benim için acayip kullanışsız bir durum tabi ki. ikincisi örneğin teknoloji kategorisinde gerçekten teknoloji ile alakalı içerik %60 falandır. gerisi ise konuyla alakasız bir sürü şey: örnek:


resimde teknoloji ile ilgili 4 şeyi bulunuz.


bunların yanında çok nefis yemek tariflerine, çok sevimli kektir, pastadır, rengarek tasarımlı yiyeceklere ve kıyafetlere de ulaştım. ona lafım yok dabi. kullanım açısından yukarıda saydığım kolaylıkları da cabası. yalnız henüz türkiye'de pek yaygınlaşmadığı için içeriklerin %90'ı ingilizce. umarım yakında daha çok kullanılmaya başlanır da çaklıt çip kuki'ler yerine zeytinyağlı kabak dolması şeklinde tariflere de erişimimiz kolaylaşır :) ve yine tabi türkiye'de satılmayan kıyafetlere bakıp iç geçirmek yerine, buradan alabileceğimiz güzel kıyafetleri ve nerede satıldıklarını görebileceğimiz bi pinterest'i daha çok severiz. bi de yukarıdaki sorunlara (nasıl olur gerçekten bilemiyorum çünkü o kadar girdiyi takip etmek çok zordur eminim o yüzden bir çözüm öneremiyorum ama) güzel çözümler getirseler çok daha kullanışlı olur. yine de pinterest'i sevdim ben. bu kadar.


öberim.
Related Posts with Thumbnails